Ara
  • melissaatici2

PEKİ YA YASA VİCDANINA TERS DÜŞÜYORSA?

Yasal olmayan şeyleri yapmamak ya da yasanın emrettiğini yapmak hiç vicdanını rahatsız etti mi? Yoksa zaten devletin kanunları vicdanınla hep örtüştü ve bu zamana kadar onların hepsini her zaman doğru mu buldun? Bunun aslında cevabının verilmesinin zor olabileceğini ve derinlere inilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Mesela kararı sana bıraksalar normalde yapmayacağın, adil olmadığını düşüneceğin bir durum sırf öteden beri öyle yapılmış olduğu için veya kanunlarda öyle olması gerektiği söylendiği için sen de onu aslında hiç sorgulamadan doğru kabul ediyor olabilir misin? Bazı şeylerin öteden beri var olmuş olması, çoğunluğun bunlara itaat ediyor olması o şeyleri doğru mu kılar yoksa sadece meşru mu? Doğru olan legal olan mıdır? Her legal olan doğru mudur? Cevabı zaten içinde olan sorular bunlar. İçimizdeki o sorgu ateşini parlatmak için ya da kıvılcımları ufaktan alevlendirmek için atılmış ilk ufak adımlar….


Biz insanlar bence düşünsel tembelliğe çok kolay alıştığımız için bize şunu yap dendiğinde bir oh oluyoruz. “Doğrusunu yanlışını düşünmek bize mi kalmış bizim yerimize koskoca devlet düşünmüş, şimdi onu eleştirip de anarşik mi olalım?” minvalinde çok güzel konuları geçiştirip belki devlet destekli yapılan yanlışlara da ortak olarak mis gibi uykumuzu çekiyoruz. Ama üzgünüm ben bu uykuları kaçırmaya geldim ve artık hep birlikte geceleri oturup bu dünyanın ahvalini düşüneceğiz. Yok öyle on birde kıçını dönüp yatmak..

Evet şakalarım bittiyse ki sanırım bitti ciddiyetle devam ediyorum.

“Kanun öyle yap diyorsa doğrudur” bakış açısı hepimizin düştüğü bir çukur. Ancak bir kere eğrisini doğrusunu düşünmeye başlayınca, düşünsel tembelliği üzerimizden bir kere atınca da o çukura bir daha kolay kolay düşmüyor insan.

Peki neyden bahsettiğimizi biraz daha açalım.

Mesela benim silahlara ilgim yoksa, vatan benim için uğrunda ölmek istediğim bir şey de ifade etmiyorsa, zamanımı zorunlu askerliğe harcamak istemiyorsam devlet beni buna kanunlarıyla zorlayabilir mi?

Ya da günümüzde hala bir çok ülkede tartışılan kürtaj yasağı tam şu an kanun olsa devlet beni bu hamileliği yaşamaya ve çocuk sahibi olmaya nasıl zorlayabilir? Devlet ne hakla benim hayatıma bu kadar müdahil olabilir? Mesela kask ve emniyet kemerini takmak gibi çok basit konularda -evet can güvenliği için önemli ancak yetişkin biri hayatını riske etmek isteyip istemediği konusunda- kendi kararını veremez mi? Bu nasıl suç olabilir ki? Aslında bunlar basit de olsa devletin ufak ufak her alanımıza müdahale etmeye başladığının ve gitgide adil olmayan kararlara da bizi ortak etmeye başlayacağının göstergesidir. Seni istemediğin bir çocuğun doğumuna mahkum edecek, savaşa sokup adam öldürmeye zorlayacak ve hatta ölümüne sebep olacak yasaların seni kuşatacağı bir duruma hapsolacaksın. Haksız vergilendirmelere, yanlış eğitime,fakirliğe, işlenen cinayetlere, kadınların sömürüsüne, ırkçılığa ve daha bir çok vicdani suça iyi bir vatandaş olmak adına ortak olacaksın.

Benim hayatım, benim kişiliğim ve benim tercihlerim toplumun refahı adına ihlal edilecek, doğru olanın bu olduğu söylenecek ve sen de zamanla bu güçlü çoğunluğun yüksek ve hegemonik sesini içselleştirecek ve doğrusunun o olduğuna inanacaksın. Ama ya değilse?

Kant, bir yasayı savunan çoğunluğun ne kadar büyük olursa olsun yasayı adil kılmayacağını söylerken haksız mıydı? Ya da Thoreau’nun Amerikan yönetimine kızıp onunla ilişkisini kestiğini göstermek adına vergi ödemekten kaçındığı için bir gecelik hapse mahkum edildiğinde yazdığı “Haksız Yönetime Karşı” adlı kitabında da sorduğu

“bir yurttaş vicdanını bir an için ya da bir nebzecik olsun yasacının eline bırakmalı mıdır?”

bu soru düşünmeye değmez mi? Thoreau bunun cevabını zaten kitabı hapishanede yazarak vermiş oluyor ama bu cevabı almayanlar için de notunu iliştirmeyi ihmal etmemiş tabii ki,

"İnsanları haksız yere hapse atan bir yönetim altında dürüst bir insanın olması gereken yer cezaevidir."

Tabii ki hepimiz yasaları çiğneyelim, suç işleyelim, foşik devlet kahrolsun demiyorum. Ancak ne yaptığımızın bilincinde olmak, çoğunluk olmanın haklı olmamak anlamına geldiğini hatırlatmak ve her hareketimizin sonuçlarının olabileceğinin farkında olmamız gerektiğini söylemek istiyorum . Azınlığı sadece huzur kaçıran bir kitle (ve hatta vatan haini) olarak gören çoğunluğun ne kadar zorba olabileceğinin devletin haksız yönetimini nasıl da meşrulaştırabileceğinin ayırdında olalım diyorum.

Çünkü unuttuğumuz bir şey varsa o da hükümetlerin, ülkelerin, anlam yüklediğimiz her şeyin aslında insanların bir arada yaşayabilmesi için başvurulan bir kolaylık olduğudur. Bunu öyle bir unuttuk ki adeta yaşadığımız toprak parçası bile varoluş sebebimiz oldu. İktidara gelen bir ölümlü dahi tapınılacak bir kimliğe; yasalar ise çiğnenmesi halinde hain, düşman olarak yaftalanabileceğiniz kutsal kitaplara büründü. Halbuki hepsinin tek bir amacı vardı; o da bir arada güvenli yaşayabilmemizi sağlamaktı, bireysel özgürlüklerimizi elimizden alarak kişisel alanımızı gasp ederek bizi modern köleler haline dönüştürmek değildi yani en azından olmamalıydı.

-

Bu konuya daha geniş pencereden bakmak isteyenler için kitap önerileri:

Michael J. Sandel-Adalet

Henry David Thoreau- Haksız Yönetime Karşı

Immanuel Kant- Ahlak Metafiziğinin Temellendirilmesi

Robert Nozick- Anarşi, Devlet ve Ütopya

15 görüntüleme

©2019 by GENİŞ YELPAZE. Proudly created with Wix.com